2018 yazı Haziran ayında ki kısa tatilimin rotalarından bir diğeri de Roma!
Roma Tarihi :
Roma İtalya’nın başkenti, en önemli ve ekonomi anlamında ülkeye en çok katkı sağlayan şehri. Dünyanın en popüler turistik kentlerinden birisi olmasının yanı sıra, İstanbul ile sıkça kesişen tarihi ile tanıdığımız bir şehir. Bilindiği üzere Roma kenti, bir dönem Akdeniz’i çepeçevre kuşatmış olan Roma İmparatorluğun başkentiydi. Yüzyıllarca bu özelliğini sürdürmüş olan bu şehir MS 330 yılından itibaren İstanbul ile birlikte eş başkent oldu ve Roma İmparatorluğu, Konstantinopolis adıyla anılan İstanbul’a taşındı.
Roma tarihini bilmeden bu geziyi planlamanızı önermem. Roma tarihinin sokaklarını keşfetmek her ne kadar üç güne sığmasa da kısıtlı bir vaktiniz var ise benim tecrübem az da olsa size ipuçları verecektir diye umut ediyorum.
Roma da 1. Günümden başlarsam önce konaklayacağım eve yani arkadaşım Elifsu’ya geçtik. Biraz oturduktan sonra en meşhur Tiramisu’yu tatmamız için Trastevere Meydanına gittik. Bu güzel tatlıyı yedikten sonra yol yorgunu olduğumuz için eve geçtik ve dinlendik ilk günümüzü de böyle tamamlamış olduk.
Ertesi gün kahvaltımızı Elifsu’nun evinde yaptık. Ardından Roma sokaklarını keşfetmek için yola koyulduk. Tabii arkadaşım 5 aydır burada erasmus yaptığı için ne kadar keşfe çıkabilir malum.Berlin’in havasından sonra yaz sıcağını burada hissedebildim. Kesinlikle rahat bir ayakkabı tercih edin çünkü bol bol yürüyeceksiniz. İlk durağımız Piazza Del Campidoglio’a uğradık. Otobüsler ücretsiz olduğu için şoförler devleti protesto ediyorlar o yüzden otobüslerin geçiş saatleri çok nadir kaçırmamak şart! Hemen oradan Capitol tepesine çıktık. Neredeyse o Romanın müthiş tarihinin hepsini buradan görebiliyorsun. En ünlü yerlerinden Kolezyum’a uğramasak olmazdı. Burası Romanın sembolü gitmeyeni dövüyorlarmış.Malesef çalışma olduğu için fazla yakınına gidemedim ama yinede en iyi şekilde fotoğraf çektirip, Instagram da boy göstermeyi ihmal etmedim.

Ardından İspanyol meydanın da yer alan İspanyol merdivenlerine gittim. 138 basamağa sahip merdivenlerin en tepesin de eski Romalılardan kalma bir dikili taş ve Trinita Dei Montia Kilisesi bulunuyor. Akşam yemek için Trastevere Meydanına gittik. Romanın en ünlü restorantlarından Grazia&Graziella ya girdik. Çalışanlar çok cana yakındı, içecekler ile birlikte 25 Euro hesap ödedik. Yemekten sonra eve geçip Netflix keyfi yapmaya karar verdik . (Tercihimiz Berlin sokakların da çokça afişlerini gördüğümüz “The Rain” oldu.)
Üçüncü ve son günümde ise vaktimizi tamamen Vatikan’a ayırdık. Tam tamına 1 saat otobüs bekledik buraya ulaşmak için Ottiviano durağında indik. (Metro kullanın arkadaşlar bizim gibi bedavacılık yapmaya kalkmayın rezil olursunuz) Buraya gelmeden önemli bir noktaya dikkat çekeyim kısa şort ve dekolteli giysiler ile giriş yapamıyorsunuz. Maalesef ben şort giydiğim için geri çevrildim ayrıca kız erkek fark etmiyor bu kuralda! San Pietra Bazilikasından bahsedersek Vatikan’ın merkezi kabul ediliyor. Bu kilise Dünyanın en büyük kilisesi olma özelliğini taşıyor. Papa vaazlarını bu kulübeden veriyor. Kilisenin kubbesine çıkılabiliyor, buradan Vatikan’a kuşbakışı bakabilirsiniz. Vatikan müzeleri ise Dünyanın en önemli sanat koleksiyonlarını bünyesinde barındırıyor. Tabii alınamadığımız için görme fırsatımız olmadı.Ayrıca kişi başı ücret ödeniyor bilginiz olsun.
Vatikan da yemek olarak en güzel pizzacılardan La Pancia Felice’yi tercih ettik. Pizza+içecek 10 euroydu. Ayrıca genelde müşterileri Türk’müş ve çokta seviyorlar. Pizzadan sonra aklımıza gelecek ikinci lezzet tabii ki İtalyan dondurmasıdır. Gelato deniyor ve en ünlü yeri Venchi. Yaklaşık 4.75 Euro verdik.Hayatımda yediğim en güzel dondurmaydı ve tadı hala damağımda. (Venchi İstanbul Zorlu Centerda da mevcut). Pantheon un yada Trevi Çeşmesinin orada yiyebilirsiniz.
Vatikan’dan yürüyerek Pantheon Tapınağını görmeye gittik. Burası Antik Roma da bir Pagan Tapınağı olarak tasarlanmış.Yerden 44 metre yüksekliğinde ki görkemli kubbesi yapıldığı dönem için büyük bir mimari atılım. 537 yılında inşası tamamlanan Ayasofya bitene kadar Dünyanın en büyük tapınağı burasıydı. Çok Tanrılı Pagan inancına göre inşa edildiği için tüm Tanrıların Tapınağı anlamına geliyor.
Ertesi gün THY ile uçtuğum için yolculuğumu çok rahat geçirdim. Benim kısa bir süreye sığdırabildiğim Roma notlarım bu kadar. Roma mı Berlin mi diye soracak olursanız tarihi açıdan Roma’yı görmelisiniz derim. Eğitim ya da iş olarak düşünüyorsanız da Berlin i tercih etmenizi tavsiye ederim. Çünkü Roma da çalışılacak yer bulmak oldukça zor ve çok kalabalık.
Özetleyecek olursam;
Bütçe: Aşağı yukarı 3 günde 150 Euro harcadım fakat konaklama ödemediğim için siz alternatif olarak para bulundurmaya bakın.
Şehiriçi Ulaşım : Öncelikli olarak baya bir yürüyeceğinizi hatırlatayım sonuçta Roma yahu! Her yere otobüs ile ulaşım sağladığım için metro kullanımı konusunda tek bildiğim günlük ya da 1 haftalık bilet alabiliyorsunuz. Tek günlük bilet aldığınız da tüm gün ücretsiz gezebiliyorsunuz. Ücreti ise 1.5 Euro. Ayağınıza kara sular inebilir bunu en minimuma indirmek içinse bu alternatiflerinden birini yinede seçmek durumunda kalıyorsunuz.
Konaklama: Ben para ödemedim ama Booking.com’dan en ucuz olarak rezervasyon yaptırabilirsiniz. Two Ducks Hostel duyduğum kadarıyla hem ucuz hem kaliteli.
Yeme-İçme : Yanımda tecrübeli bir arkadaşım olduğu için beni en güzel pizza ve makarnacılara götürdü. Trastevere Meydanın da bol bol yemek yerleri ve barlar bulabilirsiniz. Pizzeria ai Marmi diğer gittiğimiz pizzacılardandı. Makarnayı ise Pastihicio denilen küçük ama popüler bir mekanda tatma fırsatı buldum. Arkadaşım genelde okul arkadaşlarıyla buradan makarnasını alıp İspanyol merdivenlerine gidiyormuş. (Kıskanmak mı? Yok canım ne kıskanması…)
BONUS: Bol bol kahve için, dondurmanın alasını yiyin ve geriye döndüğünüz de pişman olmayın!!



