Bu yazıda bahsedeceğim başlıklarla kişisel düşüncelerimi paylaşarak, kısa süreli bir tatil planlamak isteyenler için fayda sağlayacağımı umuyorum.
Aslında ben mutlaka Roma ya da Berlin’e gitmeliyim diye düşünmedim. Arkadaşım Elifsu Roma’da erasmus yapıyordu. Yanına Roma’ya gezmeye gidecektim bir alternatif üreterek Berlin’i tercih ettik. Öncelikle tabii ki vize konusunu halletmemiz gerekiyor fakat benim gibi yeşil pasaporta sahipseniz tatil planınızı bir gün önceden de planlayıp sadece gidiş biletinizi alıp bu maceraya atılabilirsiniz.

Kalacak yere gelecek olursak yerinizi 2 ay önceden ayarlarsanız sizi daha çok tatmin edecektir. İlk olarak Airbnb’den iki kişilik bir oda tuttuk. Eve geldiğimiz de bizi Hamza karşıladı. İsmi o olmasına rağmen Türk değilmiş. Evimiz Prenzlauer Berg bölgesindeydi. Kesinlikle çok modern ve merkezi. Orayı tercih edebilirsiniz. İki misafirimizin daha olması beni çok mutlu etti

Elifsu ile Alexander Platz Meydanı’nda buluştuk. Burası Berlin’in merkezi yeri. Çok kalabalık ve alışveriş yerleriyle dolu. İlk işimiz yemek yemek oldu. Malesef Berlin’de çok fazla yemek seçeneği olmadığı için Mc Donalds’a gittik. En ucuz menüsü 8 Euro’ydu.(Yaklaşık 48 lira)Eşyalarımızı kilitli dolaba bırakarak ardından gezimize başladık. Haziran ayı olmasına rağmen hava baya bulutlu ve soğuktu.İki kat giyinmemiz gerekti.Siz siz olun mutlaka ceket ya da yağmurluk almayı ihmal etmeyin. Burada her an yağmur yağma ihtimali var. Biz iki alışveriş tutkunu olarak hep gitmek istediğimiz PrimeMark’a gittik. Avrupa’nın en ucuz alışveriş yerlerinden. Türkiye’de olmadığı için çok şanssızız. Alexander Platz meydanını gezdikten sonra Berliner Dom’a gittik. Burası ünlü bir katedral. Tarihi 1465 lere dayanıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında büyük hasar görmüş.1993’te ise yeniden açılmış.
İkinci günümüzde kahvaltı olarak Starbucks’a gittik. Çok şaşırtıcı değil mi :)) Berlin Starbucks’a özgü Zimmkschmecke tatlısını mutlaka denemelisiniz. Tarçınlı,elmalı bir tatlı. Biz aşık olduk.Filtre kahve ise 4 euroydu.Ardından Lutsgarten’da çimen keyfi yaptık.

Almanya’da okumayı planlıyorsanız kesinlikle Humboldt Universitesi’ni araştırmalısınız. Hem merkezde olması hem kampüsü hem de Dünya sıralamasında 67.sırada olması cezbediyor. Hemen oralarda yer alan Konzerthaus’a gitmekte planlarınız arasında yer alabilir. Adından da anlaşılacağı gibi çeşitli konserlere ev sahipliği yapıyor. Ben içerisini gezemedim.

Bir sonraki adımımız Soykırım Anıtı oldu. Eğer müzesini gezmek istiyorsanız fiyatı yaklaşık 7 Euro. Jewish Holocaust olarak geçiyor. Burası 2711 adet beton blok kullanarak yapılmış bir anıt mezar.Zamanında öldürülen Yahudiler için tasarlanmış.

Brandenburg kapısında ise bir sürü fayton abasına rastladık. Tam bir Büyük Ada havası veriyordu.Berlin’de bu kadar çok kullanıldığını tahmin etmiyordum.Berlin‘in en önemli simgesi.Yılbaşı eğlenceleri gibi aktiviteler burada yapıldığı için turistlerin çok ilgisini çekmekte.Sıra geldi yemeğe. Tercihimiz Burrywurst ‘dü. Domuz eti olduğunu hatırlatmak isterim. Alman birası ise 4 euro civarındaydı. Benim gibi Berlin’in ünlü gece kulübü Watergate’e gitmeden dönen var mıdır acaba:))) Bence gezi arkadaşınızın kesinlikle bekar olmasına dikkat edin:)) Spree nehrinin hemen yanında kalıyor, fakat giriş 70 Euro civarı diye hatırlıyorum. Gerçi yine gidemeyecekmişim!!

Üçüncü günümüzde ünlü kahvaltısı Pretzel’i denemeden olmazdı . Tadı mükemmeldi. 3 Euroya almıştık. Kolay kolay doymam diyorsanız da büyük boyu tercih edip akşama kadar rahat rahat gezebilirsiniz. Akşam Roma’ya uçuşumuz olduğu için az bir zamanımız kalmıştı. Son günümüzde Checkpoint Charlie’ye gitmeye karar verdik. Alexander Platz’dan yürüyerek vardık. Kreuzberg bölgesine yürümüş olduk. Burası Eski Doğu ve Batı Almanya arasında ki geçiş noktası. Amerikan bayrakları tutan askerler duruyor. Yan tarafında Checkpoint Charlie müzesi var. İsterseniz para karşılığında askerlerle fotoğraf çekilebiliyorsunuz. Ama bence gereksiz bir para tuzağı.

Ve geriye en çok görmek istediğimiz yer kaldı. East Side Gallery! Berlin duvarından kalan yaklaşık 1.3 kilometrelik parçaya yapılan grafiklerden oluşuyor. Bu grafiklerin çoğu maalesef karalanıp değişik sloganlar yazılmış.Bizim kaldığımız yere biraz uzaktı. Metro ile Warschauer Strasse durağında inerek ulaştık.
Ardından metroya binip havalimanına ulaştık. Roma’ya en ucuz bileti Ryanair’den bulabilirsiniz.30 Euroya almıştık. Biraz daha önceden almanızı tavsiye ederim. Fakat Ryanair’in çok sıkı bir bagaj kontrolü vardı.Türk bir havalimanı çalışanı tarafından daha hiç kullanmadığım güneş kremimin çöpe atıldığını gördüm.İçimin acımasını geçtim Roma’nın sıcağında krem sürmeden nasıl çıkacaktım? Güneşten etkilenen biriyseniz mutlaka yanınıza alın ama 100 ml’yi geçirmeyin sakın!
Özetleyecek olursam ;
Roma’ya kıyasla alışveriş konusunda daha uygun geldi.
Şehir içi Ulaşım: Havalimanından merkeze ulaşmak çok kolay ve rahat. Metro ağı A,B ve C olarak üç bölgeye ayrılmış.Tek seferlik 2.70 Euro’ya bilet almayı tercih ettik.
Ne Yenir Ne İçilir? : Genelde Uzakdoğu Mutfağı, Türk Dönerciler ve Currywurst(sosis) satılıyor. Einstein Cafe’de de brunch yapabilirsiniz. Çok tatlış bir cafe. 8 euro civarı tutmuştu kişi başı kahve ve tatlı.
Fiyatlar nasıl? : Biralar 2,5 eurodan başlıyor. Ortalama yemek en az 10 euro. Kahveler ise 2-3 euro civarı.Tabii çok popüler bir restaurantta yeme içmeyi düşünüyorsanız bu iki katına çıkıyor.
İlk yurtdışı tecrübem Berlin’di. İmkanım olursa ileride yine gitmek isterim. Bu sefer gidemediğim ve içimde ukte kalan yerlere mutlaka uğramayı düşünüyorum. Trafik probleminin olmaması zaten gitmek için bir neden! İstanbullu olanlar için bir kaçış noktası.Neredeyse herkes bisiklet kullanıyor ve yayalara öncelik veriyorlar.Aynı zamanda bir çok ülkeye kıyasla çoğu şeyin fiyatının burada uygun olması benim gibi alışverişkoliklere tekrar gitme heyecanı uyandırıyor.(PrimeMark’a uğrayın pişman olmayacaksınız!!!!)


